Skip to content Skip to footer

EVLİLİK SÜRECİNİ NASIL DAHA İYİ YÖNETİRİZ

Yeni bir hayat, evlilik için doğru bir tanım. Sorumluluklarımızın aniden iki kişilik olması, hayatın bu önemli geçiş noktası için “yeni” sıfatını hak ediyor. Tek dileğimiz, “yeni” olanı “güzel” olanla eşdeğer kılmak.  Elbette bu evlilik sürecini kadın-erkek ayırt etmeksizin herkes bambaşka yaşıyor. Ancak bu anlamda bazı ortak duygulara sahibiz.

Geçmişte nasıl bir hayata sahip olursak olalım artık bir eşimizin olması; bize bin bir çeşit mutluluk, umut, tedirginlik, korku yaşatıyor. İşte burada önemli olan olumsuz duygulara esir olmamak. Elbette bu duygular oldukça insani ve karşılıklı. Fakat tek taraflı olduğunu düşündüğümüzde ve korkularımızı gözümüzde büyüttüğümüzde, tam da o duygunun esiri oluyoruz. Kurtulmanın yolu ise çok basit: Paylaşmak. Endişe ve korkuları paylaşmanın yok edici bir etkisi var bunu bilirsiniz.

Mutluluk nasıl paylaştıkça çoğalıyorsa, korkularda paylaştıkça küçülüyor. Çünkü korku belirsizlikten beslenir. Belirsizliği gidermenin en güzel yolu ise, bizi tedirgin eden ve tedirginliği korkuya dönüştüren duyguyu bulup, onu muhatabıyla paylaşmak. Her sorunun mutlaka bir çözümü var çünkü.

İşte evlilik sürecinin en tehlikeli yanı, tıpkı hayatımızın geri diğer zamanlarında olduğu gibi bizi esir eden korkularımızı içimizde tutmak. Paylaşmamak, kendimize yapacağımız en büyük kötülük. Öyle ki özellikle kadınlar için her şeyin daha da duygusal algılandığı bu dönemde sakince konuşmak, tüm süreci huzurlu bir hale getirecektir.

Evlilik, paylaşmanın şu hayattaki en güzel hali. İki kişi olmanın yarattığı mucizeleri yaşamayı hepimiz hak ediyoruz.

Mucizevi etkinin adı: Paylaşmak.

Mutlu yarınlar sizin elinizde!